Meditasyon

in YAZILAR
18. 09. 17
posted by: Administrator

 

Geoffrey Chandler - Meditation No.2

 

Ayla Yasa yazdı;

 

Dışarıda gideceğimiz yolu bulabilmek için içimize gitmemiz gerekir.

İşte yaşamın belki de en büyük paradoksu budur.

Kendi gerçek benliğimizle buluştuğumuzda "küçük ben"in bitmek tükenmek bilmeyen arzularından, ihtiyaçlarından, yanılsamalarından kurtulabilir ve özgür kalırız.

Kim olduğumuzu bulma yolculuğu ise atılabileceğimiz en büyük maceradır.

Nasıl bir insan olmak istediğimizi bulmak ve istediğimiz yaşama sahip çıkabilmek üstlenebileceğimiz en kutsal görevdir aynı zamanda.

Sorun bunu nasıl gerçekleştireceğimizde.

Bu içsel yolculuğu nasıl gerçekleştirebiliriz?

Hepimiz bir çok şey denedik. Kütüphaneler dolusu yazılı kitap var bu konu hakkında. Türlü türlü sistem oluşturulmuş.
Konuşmalar, seminerler, kurslar birbirini takip ediyor.
İnsanlar meydanlara çıkmış bize nasıl daha mutlu, daha zengin, daha huzurlu olabileceğimiz hakkında coşkuyla bir şeyler anlatıyor.
Bu dünyanın içine girmek insanı çoğu zaman yoruyor.
Maddi-manevi tüketiyor ve bir de bakıyorsunuz ki başladığınız noktaya geri dönmüşsünüz.

Son yapılan bilimsel araştırmalar insan beyninin içinde nörofiziksel bir birlik bilincine ulaşma dürtüsü olduğunu bulmuş. Evrimin itici gücü bu imiş. Yani dinlerin birlik arayışı, toplumların bir araya gelerek birlikler oluşturmaları vb. hep bu nörofiziksel dürtü yüzündenmiş.

Bunu gerçekleştirmenin en önemli başlangıç noktası, korkuyu yenmekten geçiyor.

Bizler korkuyu yenmenin kolay yollarını tercih ediyoruz, alkol, uyuşturucu, seks, sürekli bir aktivite içinde olmak gibi binlerce yol bularak, alttaki akıntıyı yok sayarak üstte tutunmaya çalışıyoruz.

İçinizde taşıdığınız, size ait olduğunu zannettiğiniz değerlerin güvenlik ortamından kendinizi bilinmeyene doğru korkmadan atabilmeniz gerekiyor. Küçük ben'in tüm direnç noktalarına kulak asmadan. Alttaki akıntıya rağmen ve hatta alttaki akıntıyı kendi hayrınıza kullanmanın yollarını bularak.

 

Gelin evrendeki her şeyin daha büyük bir şeyin küçük bir parçası olduğunu düşünelim.

Gökyüzünün, okyanusların, hayvanların, insanların, yıldızların, ağaçların, bulutların ve hatta böceklerin tamamının bir ve bütün olduğunu kavrayabilsek, tüm bunlar arasında yarattığımız sınırların suni ve geçici olduğunu da anlayabilirdik değil mi?

Ülkeler arasındaki sınırlarımız, milletler arasında yarattığımız farklar, derimizin rengi, dilimiz, göz rengimiz, cinsiyetimiz bile birçok parçaya bölünmüş akıl ürünleri değil mi?

Bir haritaya bakalım. Ülkeleri ayıran sınırlar insan yapımıdır ve tarih içinde değişmektedir. Aynı bunun gibi bizleri gün boyu ardında saklayan ego maskeleri de sürekli değişirken altında yatan ben kavramı da maskeleri taşıyan aklın direktiflerine göre değişmez mi?

Dalga dansettiği okyanustan ayrı mıdır? Hayır tabi ki dalga okyanusun ta kendisidir. Tıpkı bizim evrenle birliğimiz gibi. Çünkü her bir nefes alıp veren canlı varlık varoluşun özü olan o birliğin eşsiz bir fiziksel tezahürüdür.

Gün boyu aynı bedende taşıdığımız sayısız farklı maske gibi. (Ben anneyim, aynı zamanda tercüman, aynı zamanda annemin çocuğu, kocamın karısı, kayınvalidemin gelini, mutfağımın aşcısı, evimin temizlikçisi, bu sitenin yöneticisi, komşumun komşusu, ülkemin vatandaşı, beyazım, müslümanım, Türk'üm!.. Hepsi de benim ama.)

İşte meditasyon bize bu noktada dağılmış kimlikler ve benliklerden çıkararak doğal "Birlik Bilinci" denilen alana girme imkanı verir. Bu alanda ruhlarımızın birliği ile tanıştıktan sonra, içgüdüsel olarak günlük işlerimize de bu dokuyu katmaya başlarız. Kendimizi değiştirdiğimizde ise, dünyayı, evreni ve evrenin ait olduğu birliği de değiştirmiş oluruz.

Bireyselliğin maskeleri içinden bütünlüğü görmeye çalışın. Okyanus olduğunu bilen bir dalganın kafası başka dalgaların ayrılıkçı kimliklerinden etkilenmez.

Onları yaşamınızdaki kutsal varlıklar olarak görerek gözlerinin içine bakın ve kendi benliğinizin yansımasını orada görün. Her bir farklı kişinin gözlerinin derinliğinde, o "bir" varlığı gördüğünüzde; nereye bakarsanız bakın kendinize gülümsüyor olacaksınız.


Uçmak isteyen bir kuş, illa ki kanadını açmak zorunda,
Sevmek isteyen insan ise illa ki kalbini açmak zorunda...

 

Kaynak: http://www.biryolcu.com

'Anoreksiya'ya HAYIR!

 

Tartışmaların nedeni bir reklam kampanyası.

Ünlü reklam fotoğrafçısı Oliviero Toscani bir giyim firmasının tanıtımı için “anoreksiya”ya yakalanmış bir modeli kullandı.

Milano Moda Haftası sürerken, sıfır beden, anoreksiya tartışmaları İtalya’da bir anda yeniden [ ... ]

SOSYAL İÇERİKDevamını oku...
Buda ve Budizm

 

Budizm'in kurucusu Buda (Guatama, Gotama) ( MÖ.563 - 483 ) Kuzey Hindistan'da Lumbini koruluğunda doğmuş bir filozoftur. Buda “aydınlanmış” anlamına gelir. Budizm'in en güçlü yayılma dönemi Hint Hükümdarlarından Aşoka (MÖ. 273 - 236) zamanına rastlar. Aşoka zamanında Budizm [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Bir Kendini Bilme Sanatı; Astroloji - 2.Bölüm

 

 

Bazen bazı gezegenler, doğum haritasında bulundukları konumları yüzünden, kimliğinizi yani Güneş’ inizi rahat ifade etmenizi önleyici durumlar yaratabilirler. Örneğin Güneş’iniz Aslan burcundayken, Mars yengeç burcundaysa, bir Aslan gibi kükremezsiniz, savaşınızı verirken. [ ... ]

ASTROLOJİ YAZILARIDevamını oku...
Cinsel Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür!

Silhouette of Nude- Tomas del Amo

 

Yeni çağ insanın yeni arayışları ile birlikte geldi. Ama bu geliş beraberinde bazı karışıklıkları da beraberinde getirdi. Her gelen muhakkak ki yanında bazı şeyleri de beraberinde getirir. Bu yüzden gelenlerin sığabilmesi için bazı şeylerin [ ... ]

BLOG-NOTDevamını oku...
Değişik Bir Evrim İddiası

 

İngiliz evrim teorisyeni Oliver Curry, insanoğlunun 3000 yılına gelindiğinde evriminin doruğuna ulaşacağını ve daha sonrasında iki ayrı türe bölüneceğini öne sürdü.


BBC’ye yaptığı açıklamanın bir benzerini İngiliz televizyon kanalı Bravo’da tekrarlayan London School [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Tagore'dan...

 

Eğer örülü saçların çözüldüyse
Eğer saçlarını ayıran çizgi düz değilse
Ve eğer yeleğinin ipek püsküllü kurdeleleri
Henüz bağlı değilse, aldırma.
Nasıl isen öyle gel; süslerinle oyalanma.
Çimenler üstünden, çabuk adımlarla gel.
Eğer çiğden ayaklarının kınası [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Deniz Suyunu Arıtmak Zarar Getirebilir

 

 

Deniz suyunu tuzdan arıtarak içme suyu elde etme çabalarının, küresel ısınmayı hızlandırabileceği açıklandı.

Uluslararası Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre deniz suyunu tuzdan arıtarak içme suyu elde etme çabaları yarardan çok zarar getirebilir; [ ... ]

HABERLERDevamını oku...
Meditasyon

 

Geoffrey Chandler - Meditation No.2

 

Ayla Yasa yazdı;

 

Dışarıda gideceğimiz yolu bulabilmek için içimize gitmemiz gerekir.

İşte yaşamın belki de en büyük paradoksu budur.

Kendi gerçek benliğimizle buluştuğumuzda "küçük ben"in bitmek tükenmek bilmeyen arzularından, ihtiyaçlarından, [ ... ]

YAZILARDevamını oku...
Ezginin Günlüğü

 

 

 

Biz yılları saymayı unutmuşuz, ya da saymak istememişiz besbelli  ama Ezginin Günlüğü utanmadan saymış, bakmış, meğerse kalbimize yerleşeli 25 yıl olmuş. Çıkmaya da niyetleri yok anlaşılan, bu çeyrek asırı yüzümüze vurur gibi, bu çeyrek asırlık  muhabbeti [ ... ]

BLOG-NOTDevamını oku...
Diğer yazılar...